İftarda muz, elma ve sütlü çay var!

Cuma mescidinin avlusu yavaş yavaş dolmaya başladı. Kadın, erkek, genç, ihtiyar insanlar iftarlıklarıyla birlikte gelip, kapıdaki güvenlik kontrolünden geçiyorlar ve avluda kendilerine bir yer arıyorlar. Üç, beş, on kişilik gruplar halinde oturuyorlar ve yoğun bir faaliyet var: iftar tabakları hazırlanıyor. Tabaklarda genelde muz, elma ve kavuna benzer bir meyva var. Bunları dilimleyip bir güzel meyva tabağı hazırlıyorlar. Bazı sofralarda meyvanın yanısıra yağda kızartılmış tavuk butları da var. Aralarında dolaşıp fotoğraf çekiyorum, beni de sofralarına davet ediyorlar.

Kimisi yanıma gelip soruyor:
– Are you Muslim?
– Elhamdülillah, I’m Muslim.
Yüzlerinde bir şaşkınlık ifadesi ve tebessüm.
Bu uzun saçlı, elinde fotoğraf makinesiyle dolaşan adam
Müslüman olduğunu söylüyor. İlginç!
– Where are you from?
– Türkiye.
– What’s your name?
– Gökhan. Your name?
– Ali.

Avlunun ortasındaki havuzda abdest alanlar. Çeşme ya da şadırvan yok. Büyükçe bir havuz ve etrafında kadın erkek karışık abdest alıyorlar. Bazıları gidip namaz kılıyor ya da dua ediyor. Bir kısmı da Delhi’nin yakıcı güneşinden yorgun düşmüş, boylu boyunca uzanmış yatıyor.

Avludan çıkıp, sokaklara dalıyorum. Eski Delhi’nin inanılmaz kalabalık ve daracık sokaklarındayım. İftar telaşı burada da var. Lokantalar, dükkanlar müşterilerle dolu. Meyva tabağı hazırlayanlar, tavuk kızartanlar, makarna yapanlar, tel kadayıf benzeri bir yiyecek satanlar. O kadar kalabalık ki, bizim Beyoğlu’nun ya da Kızılay’ın kalabalığı solda sıfır kalır. Kaos budur işte: Eski Delhi sokakları.

O sırada iftarın olduğunu ilan eden ezan sesi yükseliyor. Birkaç saniyelik bir sessizlik ve dinginlik; kurumuş dudaklardan dökülen
besmeleler; sonra yine kaos.

Yemekler yendi, sıra çay ve kahvede. Çaycıların önünde kuyruklar oluşmaya başlıyor. Usta bize 3 çay, bol sütlü olsun! Burada kültür böyle, çayı sütlü içiyorlar.

Lokantaların önünde hala bekleşen garipler: Hint fakirleri. Onlar hala yemediler. Lokanta kapanırken satılmamış yemekler onlara dağıtılacak. Kirden kapkara olmuş gömlekleri ve altlarında peştemalleri. Bu ikisinden başka hiçbir şeyleri yok. Ne ev, ne araba, ne yatak, ne iş, ne güç. Yemek beklerken gözlerindeki ifadeyi keşke fotoğraflayabilsem. Ama olmuyor, başaramıyorum o anı çekmeyi.

Yer: Cuma Mescidi, Eski Delhi, Hindustan.
Saat: 18:15, Delhi için iftar vakti.

Allah kabul etsin…

// Gökhan Koçak
// 2 Ekim 2006
// Delhi, Hindustan

Reklamlar
Bu yazı Hindustan, Ramazan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s