>Türkçenin Saçaklılığı

>İstanbul Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ağaçlandırma alanında barbekü yapan kırolar gördüm.
(Yunanca Arapça İngilizce Arapça Farsça Arapça Türkçe Türkçe İspanyolca Türkçe Kürtçe Türkçe).

“Türkiye’de 800 yıl boyunca Arapça ve Farsça, sonra 1830’lardan 1950’lere kadar 120 yıl Fransızca statü dilleri olmuşlar.
Bu dilleri bilmek ve kullanmak, kültürlü sayılmanın vazgeçilmez koşulu yerine geçmiş.
Bu dilleri bilmeyenler ve bildiğini kanıtlayamayanlar ‘kıro’ zümresine layık görülmüşler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Arapça ve Farsça sözcükleri dilden ayıklama kararı verilince, sosyal ve sınıfsal akışkanlıklar emirle kolay değişmediğinden, yeni icat edilen “öz” Türkçe de avam kesiminin bilmediği bir seçkinler dili olmaya yüz tutmuş.
Öz Türkçe macerası 1980’lerde çökünce bu kez İngilizce, Türkçenin sınıfsal referans dili olarak öne çıkmış bulunuyor.

Olaya farklı bir açıdan bakmak da bence mümkün. Böyle inanılmaz bir kültür sentezinin yeryüzünde başka örneği acaba var mıdır?
Başka hangi dil ‘Çin Seddinden Atlantiğe kadar’ hemen her dilin izlerini taşır?
Bir kavramın Fransızcasını, Yunancasını ve Arapçasını aynı rahatlıkla bir cümleye sığdırabilmek bir zenginlik değil midir?

Kozmopolitliğiyle övünen İngiliz dilinin kelime hazinesinin % 25 kadarı eski Anglosaksoncadan, % 60 kadarı Fransızca ve Latinceden geliyor.
Fransızca kelimelerin % 70’e yakın bölümü Latinceden devşirme.
Doğrusunu söylemek gerekirse, az çok inceleme fırsatını bulduğum 25 kadar dil arasında Türkçenin rekoruna yaklaşan başka dil yok.” (1)

… diyor Sevan Nişanyan, “Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı” adlı eserinde.

Türkler, bin yıldır Asya’dan Avrupa’ya hem fiziksel, hem de zihinsel olarak yürüyen bir kavim olduğuna göre, kullandıkları dilde bu kadar çeşitlilik olması doğal.
Bu büyük yürüyüş sırasında karşılaştıkları kültürlerden etkilenmeleri, onların dilini kendi öz dillerine yeğlemeleri de belki bir dereceye kadar hoş karşılanabilir.
İyi, hoş da, nereye kadar hoş karşılayabiliriz?
İşte bu kısım tartışma konusudur.
Yani sınırı nerede çekmemiz gerektiği hususunda hemfikir olamıyoruz ve aramızda tartışmalar başlıyor, ayrılıklar ortaya çıkıyor.
Bu da doğal.

Çünkü insanlar arasındaki ayrılığın nedenlerinden biri de çizginin nerede çekileceğine dair görüş farklılıklarıdır.
Doğası gereği saçaklı olan bir yapıdaki saçaklılığı kaldırıp keskin bir çizgi çekmeye kalktığımız zaman herbir akıl kendine göre bir çizgi çekecektir.
Bu çekilen çizgiler de diğer akılların çektikleri çizgilerle uyum içinde olmayabilir.
İşte bu yüzden tartışmalar başlar; insanlar kutuplara ayrılır ve ikili mantığın keskin kılıcını çekip birbirlerine saldırırlar.
Sonra Türkçe, Öz Türkçe, Osmanlıca, Arapça, uydurukça adı verilen sınıflandırmaları yapıp bitmez tükenmez tartışmalara girerler.
Tartışmayı izleyenler, ikili mantık esaslarına göre ‘ya o, ya da bu’ şeklinde bir sonuç beklediklerinden tartışmanın sonunda hiçbir somut sonucun çıkmadığını görürler.
Sonuç çıkmıştır ama saçaklıdır.
Maalesef tartışmayı yapanlar da izleyenler de bu saçaklılığın farkında değildirler.
Aslında farkında olmadan saçaklı bir konuyu tartışmaktadırlar ve tartışmanın sonucu da doğal olarak saçaklıdır.
İkili mantıkla düşündüklerinden, ‘ya Türkçe, ya da değil’ diye bir sonuç beklerler ve böyle bir sonucun çıkmadığını gördükleri için şaşırır kalırlar.
Tekrar başa dönüp yine tartışmaya başlarlar. Bu kısır döngü böyle devam eder gider.
İkili mantıkla düşündükleri sürece, bu kısır döngüden çıkmaları çok zordur.
Çünkü Türkçe epey saçaklı bir dildir. Hem de ne saçaklı.

Yaşayan, kullanılan Türkçedeki kelimelerin dillere göre tasnifini görmek için Sevan Nişanyan’ın “Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü” adlı eserine başvurdum.
Kelime seçimi ve sınıflandırma konusunda yaşağıdı zorlukları kitabında uzun uzun anlatmakta ve yaptığı çalışmanın tartışmaya açık olduğunu söylemektedir.

“Türkçenin kaynaklarına ilişkin kuşbakışı bir fikir vermesi amacıyla hazırlanan bu bölümdeki listelerin eksiksiz olma iddiası yoktur.
Sözlükte etimolojileri spekülatif olarak belirtilen bazı kelimelerin burada ayrım gözetmeden listelenmiş olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.” (2)

… diyor Sevan Nişanyan ve kitabın ekinde dillere göre yaptığı tasnifi veriyor:

Arapça 3487
Fransızca 2970
Eski ve Yeni Türkçe 2259
Latince 1667
Yunanca 1248
Farsça 1056
İtalyanca 577
İngilizce 459
Özel İsimler 299
Onomatopeler 246
Bilinmeyenler 244
Anadolu Çevre Dilleri 124
Diğer Diller 121
İber Yarımadası Dilleri 93
Almanca 43
Diğer Doğu Dilleri 42
TOPLAM 14935

Dillere Göre Tasnif

Bu sınıflandırmaya göre, günlük hayatta kullandığımız dilin o kadar da Türkçe olmadığı apaçık ortada.
İsmail Yiğit’in belirttiği gibi, “Ya Türkçe, ya da değil” demek yerine bir sözcüğün Türkçelik değerinden bahsetmek yani olaya saçaklı bakmak doğruya daha yakın olsa gerek.
Yukarıdaki tabloya ikili mantıkla baktığımızda konuştuğumuz dilin Türkçe olmadığı sonucu çıkar.
Çünkü ikili mantıkta bir şey ya odur ya da bu.
Halbuki, aynı tabloya saçaklı mantıkla baktığımızda konuştuğumuz dilin Türkçemsi bir dil olduğunu söyleyebiliriz.
Türkçe mi, değil mi diye sormak ve buna yanıt (cevap) bulmaya çalışmakla yeterince zaman harcadık.
Çünkü soru yanlışa yakın bir soruydu. Ne derece Türkçe diye sormak ise doğruya daha yakındı.
Artık dil konusuna da saçaklı bakalım ve sözcüklerin (kelimelerin) Türkçelik değerini araştıralım, belirlemeye çalışalım.
Dilbilimciler kelimelerin hangi dile ait olduğunu araştırıp bunları sınıflandırıyorlar.
Onların elde ettikleri verileri, saçaklı mantıkla bilgi haline dönüştürdüğümde konuştuğumuz dilin Türkçemsi bir dil olduğu sonucuna varıyorum.
Dilimizin Türkçelik derecesi Türkçeden oldukça uzak, Arapça ve Fransızcaya daha yakın.

Kaynaklar:

(1) Sevan Nişanyan. Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı. Adam Yayınları, ikinci basım ocak 2003. ISBN-975-418-744-4
(2) Sevan Nişanyan. Sözlerin Soyağacı, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü. Adam Yayınları, ikinci basım şubat 2003. ISBN-975-418-743-6.

// Gökhan Koçak
// 30 Temmuz 2007, İstanbul

Reklamlar
Bu yazı Bulanık, Fuzzy, Gri, Kırçıl, Saçaklı içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s