Benin Diyalektiği, Benim Diyalektiğim

İçimden gelen iki ses:
Biri şöyle yap der;
Diğeri böyle.

Bunların çatışmasının sonucunda benim aldığım kararlar, yaptığım sentezler…

İçimdeki o ve bu sesin çatışması ve ortaya çıkan nihai kararım: ben, benim yapıp ettiklerim, benim ifade ettiklerim. İçimdeki tez ve karşı-tez çatışmasından doğan sentezin dışa vurumu; dışardan görünen ben.

İçimdeki iyinin ve kötünün çatışması ve bir sentez ortaya koyup bunlardan birini veya diğerini seçişim; ya da biraz iyi biraz da kötüden oluşan bir sentez ortaya koyup saçaklı bir yol izleyişim. Benin diyalektiği, benim diyalektiğim.

İçimde çatışan karşıt düşünceler.
Karar anım, yani kırılma noktası.
Oluşturduğum bir sentez.
Yadsıdığım bir tez; daha sonra, yadsıdığımı yadsımam…

Bunun karşısında ise 40 yıldır aynı fikirde olduğunu savunan ve bununla övünenler. Bu insanların hayatında hiç diyalektik yok mu? Onlar sabit ve değişmez mi? 40 yıldır içlerinde hiç tez ve karşı-tez çatışması yaşamadılar mı? Tarih onlar için doğrusal bir ilerleme olmadığı gibi helezonik bir hareket de değil; bir nokta gibiler, sabit, durağan, 40 yıldır aynı.

Benin diyalektiği, benm diyalektiğim ise bazen beni helezonik yükselmelere eriştirdiği gibi helezonik düşüşlere de ulaştırır. Hayat benim için helezonik hareketlerle dolu; sabit değil, doğrusal da değil.

// Gökhan Koçak
// 19 Nisan 2009

Reklamlar
Bu yazı diyalektik, Felsefe içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.