1580: Yobazların Zaferi ve Umranın Yıkılmaya Başlaması

Takiyüddin’in İstanbul’da 1577’de kurduğu gözlemevi. Bu gözlemevi o zamanlar Avrupa’daki en modern rasathane olan Tycho Brahe’ninkiyle yarışacak nitelikteydi. Tycho Brahe ise yabana atılacak biri değil. Çünkü Kepler ilerde onun bilgilerini kullanarak kendi gökbilim teorilerini geliştirecektir (1). Kepler’in çalışmaları ise Newton tarafından kullanılacaktır.

Daha değişik bir ifadeyle, 16. yüzyılda iki tane NASA varsa bir tanesi bizde, diğeri Avrupa’da. Bizimki 1580’de yobazlar tarafından yıktırıldı. Bundan sonra da gökbilimde gerilemeye başladık. Tarihçiler Osmanlı imparatorluğunun gerileyişini, çöküşünü başka olaylara bağlasalar da benim tezim umranın yıkılmasının bu olayla başladığıdır. 1580 umranın yıkılmaya başladığı tarihtir.

“Galata’da 1577’de kurulmuş olan rasathanenin yazgısı, din bağnazlığının akli ilimler üzerine açık zaferini gösteren bir olaydır. Rasathane Uluğ Beğ’in Zic’ini düzeltmek amacıyla kurulmuş olup, İslam dünyasının tek rasathanesi idi.” (2) diye yazmış Halil İnalcık.

Gözlemevinin neden yıkıldığını ise İnalcık şöyle anlatıyor:

“… aralarında şeyhülislamın da bulunduğu bir grup ulema, astronomi ve astrolojiyle ilgilenmeyi büyücülük ve falcılık gibi dinsizlik ve uğursuzluk olarak görüyordu. Şeyhülislam, sultana veba salgınının Tanrı’nın gizlerine nüfuz etmek için yapılan bu cüretkar çabaların sonucu olduğu anlamında bir ariza verdi. Rasathane, 1580’de bir grup yeniçeri tarafından yerle bir edildi.” (3)

Bu nasıl şeyhülislam, bu nasıl ulema?
Bunlar Kur’an’ı hiç mi okumamışlar?
Allah ile aldatmanın 1580’deki örneği bu uygulama olsa gerek.

İnalcık devam ediyor:

“… fakat 16. yüzyılın başlarından sonra dini bağnazlık akımları gittikçe güçlenecektir… Dini bağnazlık, imparatorluğun düşünce hayatında matematik gibi akli ilimlere, skolastik ilahiyata ve tasavvufa karşı gittikçe güçlenen karşıtlıkla kendini göstermiştir.” (3)

İnalcık, Osmanlı toplumunda bağnaz ulema ile buna karşı olan bir grubun her zaman var olduğunu söylüyor. Buradan hareketle, diyalektik yöntem kullanarak şöyle düşünebiliriz:

Karşıt güçler: akli ilimleri, tasavvufu, musikiyi dinsizlik olarak gören bağnaz ulema; karşılarında ise bunların din alanına girdiğini savunan sınıf.
Bu iki karşıt güç, birbirleriyle her zaman mücadele edegelmişlerdir. Bu mücadeleyi bazen bağnazlar, bazen de diğer sınıf kazanmıştır.
1577’de ikinci grup üstün gelmiş ve Takiyüddin gözlemevini kurmuştur. Fakat iki karşıt güç arasındaki mücadele devam etmektedir. Bağnazlar Allah ile aldatarak gözlemevini yıktırmışlardır. Gözlemevinin yapılışı bağnazlığın iptali idi, 1580’deki olay ise iptalin iptali, yani gözlemevinin yapılışının iptalidir (gözlemevinin yıkılışı); sonuçta gözlemevi yıkılmıştır.

Olaya kaos teorisi ve kelebek etkisi açısından bakalım:
1580’de gözlemevi yıkılırken düşen son tuğla kelebek etkisi yaratmış olabilir. Bir tuğla kaybettik, gözlemevinden olduk. Bir gözlemevi kaybettik, Takiyüddin’den (alim, bilim adamı) olduk. Takiyüddin’i (alimi) kaybettik, bilimden olduk. Bilimi kaybettik, umrandan olduk.

Kaynaklar:

(1) http://en.wikipedia.org/wiki/Tycho_Brahe
(2) Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, Yapı Kredi Yayınları, ISBN 978-975-08-0588-7
(3) a.g.e.

// Gökhan Koçak
// 13 Ekim 2009

Reklamlar
Bu yazı diyalektik, Felsefe içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.