Varoluşumun anıtı ne olacak?

Varoluşumun anıtı ne olacak?

Hayat, varoluşumun anıtı ne olacak sorusuna verdiğimiz yanıttan başka bir şey değildir.
Hayatın anlamı bu yanıttadır.
Varoluşumun anıtı ne olacak sorusuna verilen yanıt, kişinin hayatta ne yaptığı, nasıl yaşadığıdır aslında. Musalla taşına konulduğu zaman geriye bıraktığı şey.

Herşey bomboş diyen boş bir laf etmiş ve boşuna yaşamıştır.

Benden sonra bu dünyaya ne kalacak?
Zor bir soru.
Cevaplar da çeşit çeşit, kişiden kişiye değişiyor.

Gladiator adlı filimde arenada yaşam mücadelesi veren gladyatörlere başlarındaki eski general şöyle söylüyordu: “What you do in your life, echoes in eternity”; yani hayatında yaptıkların ebediyette yankılanır. Gladyatörler için o sırada hayatın anlamı basitti: hayatta kalmak için mücadele etmek.

Schopenhauer, hayatı bir cehennem olarak gördüğü için bu cehennemde mutlu bir hayat sürmenin imkânsız olduğunu söyler. Ona göre hayatın anlamı, bütün güçlüklere göğüs gerip kahramanca yaşamaktır:

“Mutlu bir hayat imkânsızdır; insanın erişebileceği en iyi, en fazla şey bütün insanlığın hayrına olacak bir işte ve bir yolda ezici talihsizliklere, bunaltıcı güçlüklere karşı mücadele eden ve her ne kadar eline sadece önemsiz bir ödül ya da hiçbir şey geçmese de sonunda bundan galip çıkan kimsenin yaşadığı gibi kahramanca bir hayattır.” (1)

Schopenhauer’ın felsefesi modern psikiyatriye vurulmuş bir tokattır aslında. Mutluluğu amaç edinmiş tuhaf bir ruh bilimi. Upanişadlarda haz peşinde koşmak cahillik olarak görülür. Karşılığı da dünyaya tekrar gelmektir, tekrar yaşam-ölüm döngüsüne girmek. Ta ki “O”nu gerçekleştirip Brahma’ya ulaşana kadar. Brahma’yla bütünleşip kurtuluşa erilir. Hallac’ın Ene’l Hak deyişi aklıma geldi. Hallac Upanişadları okumuş muydu acaba? Merak ettim. Tümtanrıcılığın (panteizm) abidesi Upanişadlar. Bizim sufileri etkilediği açık.

İnsanın Anlam Arayışı’nın yazarı Victor E. Frankl, Nazi toplama kampında geçirdiği günleri anlattığı kitabında insanın varoluşunun anıtının ne olacağına karar vermesi gerektiğini söylüyor.

“… geçmişteki hiçbir şey geri kazanılmaz bir şekilde kaybedilmemiş, her şey geri dönülmez bir şekilde kaydedilmiştir.
Bu nedenle varoluşumuzun geçici olması, bunu kesinlikle anlamsız kılmaz, ama sorumluluklarımızı oluşturur; çünkü her şey, bizim, öz itibarıyla geçici olan olasılıkları gerçekleştirmemize bağlıdır. İnsan sürekli, mevcut potansiyeller yığınıyla ilgili olarak tercihlerini yapar; bunlardan hangisi hiçliğe mahkûm edilecek ve hangileri gerçekleştirilecektir? Hangi tercih gerçekte sonsuza kadar ölümsüz, “zamanın kumları üzerindeki ayak izi” kılınacak insanın, her an, şöyle ya da böyle, varoluşunun anıtının ne olacağına karar vermesi gerekir.” (2)

Bundan esinlenerek varoluşumun anıtı ne olacak diye sordum.

Varoluşumun anıtı ne olacak?
Benden sonra bu dünyaya ne kalacak?

Frankl’ın “mevcut potansiyellerin yığınıyla ilgili olarak tercihlerini yapar” cümlesi Kuantum kuramındaki dalga işlevinin çöküşünü hatırlattı. Bütün olasılıkların üstüste bindiği ülkendurum (superposition). Ülkendurumdaki olası durumlardan birini seçip dalga işlevini çökerttiğimiz an. Yani karar anı. Sonra olası gerçekliklerden birinin gerçekleştiği diğerlerinin yok olduğu durum. Paralel evrenler kuramına göre diğer olasılıklar yok olmuyor, onlar da farklı evrenlerde gerçeklik buluyor.

Soru hâlâ aklımı kurcalıyor. Varoluşumun anıtı ne olacak?

“Yalan dünya, herşey bomboş” diyen şarkı çalıyor radyoda. Aslında dünya boş değil. Boş olan “herşey bomboş” diyenin kafası.

Padişahlardan geriye kalana bak. Topkapı müzesindeki kaftanlar. İçleri boş. Giyenler ölmüş gitmiş. Kaftanları kalmış. Bir de yaptıkları iyi ya da kötü şeyler kalmış. Onlarla anılıyorlar şimdi. Giydikleri kaftanla değil.

Bunları düşünmek kolay da uygulamak zor. Herşeyin paraya ve güce bağlandığı bir dünyada hele. Para tanrısının hükmettiği bir dünyada. İbrahim de yok ki, gelip uydurma tanrıları baltasıyla kırsa. Selam sana büyük devrimci.

Varoluşumun anıtı ne olacak?
Ev mi?
Araba mı?
Çocuk mu?
Mal mı?
Mülk mü?
Yoksa başka bir şey mi?

Kaynaklar:
(1) Arthur Schopenhauer, Hayatın Anlamı, Say Yayınları, ISBN 978-975-468-678-4
(2) Victor E. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı, OkuyanUs, ISBN 978-605-4054-20-6

// Gökhan Koçak
// 21 Mart 2010, Baharın Başlangıcı

Reklamlar
Bu yazı Felsefe içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.