Upanişadlar – Hint Bilgeliğinin Doruğu

“Hint’i tanımak zorundayız, çünkü İslâmî tefekkürün sertac-ı iptihacı tasavvuf o ülkeden fışkırdı. Cetlerimiz İslâm’ı kabul etmezden önce Budisttiler. Hint’i tanımak zorundayız. Asya düşüncesinin dayandığı temel, Hint düşüncesidir. Hint’i tanımak zorundayız. İnsanlığın irfan ve idrakine istikamet veren iki yaratıcı millet var: Hint ve Yunan.. Biz bu iki ülkenin merkezindeyiz. Akdeniz, Doğu ile Batı’nın zifaf yatağı.” (1)

Cemil Meriç’in işaret etmesiyle Hint kaynaklarını okumaya başladım.
Upanişadlar, Bhagavad Gita, Dhammapada.

Upanişadlar: Hint bilgeliğinin doruğu.
Kimi yerde tektanrıcı bir inancın izleri, kimi yerde tümtanrıcı (panteist) düşünceler, kimi yerde sanki bizim Rumi konuşuyor, ya da Yunus. Bir ben vardır benden içeri derken Hint’ten haberdar mıydı Yunus? Bilmiyorum.

İlahi hikmet kırıntılarıyla hintli bilgelerin söylediklerinin karışımı sanki. Kimi yerde Rumi’nin mesnevisini okuduğumu zannediyorum, ama okuduğum Upanişadlar.

Upanişad kelime olarak “yanına oturmak” demekmiş. Yani kişinin pirin yanına oturması ve ondan ders alması olayını anlatan bir kelime. Tasavvufta da kişiye bir pir rehberlik eder.

Upanişad’larda da Tanrı birdir. Ama buradaki bir olma durumu İslam’dakinden farklı. Upanişad’lara göre aslında herşey tanrı, bazıları bunun bilincinde, bazıları değil. Tanrı görülmez, ancak kişinin meditasyon yoluyla arındırdığı kalbinde kendini gösterir. Çokluk insanları aldatır. Aslında hepsi birdir. Tanrı sebeplerin sebebidir, ilk sebeptir. Bazen Brahman diye anılır bazen Atman. Brahman bir ayna gibi yansıtan arınmış kalpte görülebilir.Tasavvuftaki önemli sembollerden biri de aynadır. Kalp, gönül kavramı da öyle. İslam’da kişi namaz yoluyla arınırken, Upanişadlar’da meditasyonla arınır.

Kitapta çokça geçen ve büyük harfle yazılan “The Self” kelimesini çevirmekte biraz zorlanıyorum. “Kendi“, “Öz” veya “O” diyerek çevirmeyi uygun buldum. Gözü gördüren, aklı düşündüren şeydir The Self. “O” her yerdedir, “O” her şeydedir aslında.

Eknath Easwaran’ın İngilizce’ye çevirdiği “The Upanishads” adlı kitaptan yaptığım çeviriler aşağıda.

Tanrı herkesin kalbinde çok saygın bir yerdedir.Tanrı aşkın Hakikat’tir. Vazgeçme yoluyla hoşnutluğuna er. Açgözlülük etme. Herşey Tanrı’ya aittir.
“The Lord is enshrined in the hearts of all. The Lord is the supreme Reality. Rejoice in him through renunciation. Covet nothing. All belongs to the Lord.”
(Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi?)

Ruhun hoşnutluğunu seçenler için her şey yolundadır, ama hazzı, zevki seçenler hayatın anlamını ıskalarlar. Sürekli hoşnutluk veya geçip giden zevk? Bu, herkesin yapmak zorunda kaldığı bir seçimdir. Hikmet sahipleri bunu anlarlar, cahiller değil.
“All is well for those who choose the joy of the spirit, but they miss the goal of life who prefer the pleasant. Perennial joy or passing pleasure? This is the choice one is to make always.”

Hikmet ve cehalet birbirinden çok uzaktır. İlki kişinin Öz’ü gerçekleştirmesini sağlar. İkincisi kişiyi gerçek Öz’üne daha çok yabancılaştırır.
“Far apart are wisdom and ignorance. The first leads one to Self-realization. The second makes one more and more estranged from one’s real Self.”

Her şeyde Bir olana bilinmeyen bir şey olabilir mi? Bir olanı bil, herşeyi bil.
“Can there be anything not known to That who is the One in all? Know One, know all.”

Geçip giden şeyler içinde değişmez olan, bilinçli olanlar içinde saf bilinç olan o Bir çokların duasına cevap verir. Kendi kalplerinde O’nu görenler ebedi huzura kavuşmuş olanlardır. Başkalarına gelmez o!
“Changeless amidst the things that pass away, pure consciousness in all who are conscious, the One answers the prayers of many. Eternal peace is theirs who see the Self in their own hearts. To none else does it come!”

Uyanış kişiye mantık veya eğitim yoluyla değil, bir pirin yardımıyla gelir:
“This awakening you have known comes not through logic and scholarship, but from close association with a realized teacher.”
(Tasavvuftaki pir kavramını hatırla).

O her yerdedir. Işık O’dur. Bölünemez, günahın dokunmadığı, hikmet sahibi, içkin ve aşkındır. Kozmosu bir arada tutan O’dur:
“The Self is everywhere. Bright is the Self. Indivisible, untouched by sin, wise, immament and transcendent. He it is who holds the cosmos together.”

Hayatın yüce amacına ulaşırlar, Sevgi Tanrısı ile bütünleşerek.
“They attain the supreme goal of life, to be united with the Lord of Love.”
(İlahi Aşk kavramı ve Şeb-i Arus kavramlarını hatırla).

Brahman İlk Sebeptir ve son sığınak. Brahman, herkesin içindeki gizli O.
“Brahman is the First Cause and last refuge. Brahman, the hidden Self in everyone.”

Kalk! Uyan! Aydınlanmış bir pirin yol göstericiliğini ara ve “O”nu gerçekleştir.
“Get up! Wake up! Seek the guidance of an Illuminated teacher and realize the Self.”
(Burada da pir kavramı öne çıkıyor).

Biz alıp verdiğimiz nefes sayesinde değil, bize nefes alıp verdiren sayesinde yaşarız.
“We live not by the breath that flows in and flows out, but by him who causes the breath to flow in and flow out.”

İki tane kişilik, ego vardır. Birisi ego, diğeri bölünemez Atman’dır. Kişi “ben”i, “benim”i aştığı zaman Atman kişinin gerçek egosu, kendiliği olarak açığa çıkar.
“There are two selves, the separate ego and the indivisible Atman. When one rises above I and me and mine, the Atman is revealed as one’s real Self.”

O’nun şekli yoktur ve gözle asla görülmez. Meditasyon yoluyla arındırılmış kalpte kendini gösterir O. Kişi onu gerçekleştirerek doğum-ölüm döngüsünden kendini kurtarır.
“He is formless and can never be seen with these two eyes. But he reveals himself in the heart made pure through meditation and sense-restraint. Realizing him, one is released from the cycle of birth and death.”

Kendini bil ki saf ve ölümsüz olasın.
“Know thyself to be pure and immortal!”
(İlim kendin bilmektir deyişini hatırla).

Her kim Kendi’ni (O’nu) bilirse o kutsanmıştır.
“So blessed is everyone who knows the Self!”

Herşey kendisi yüzünden değil, O onun içinde yaşadığı için sevilir.
“Everything is loved not for its own sake, but because the Self lives in it.”

Brahminler, yaratıklar, evren, tanrılar (doğa olaylarını yöneten güçler), herşey. Bütün bunlar O’dur.
“Brahmins, kshatriyas, creatures, the universe, the gods, everything: these are the Self.”

Evren Brahman’dan gelir, Brahman’da varolur, and Brahman’a dönecektir. Gerçekte herşey Brahman’dır.
“This universe comes forth from Brahman, exists in Brahman, and will return to Brahman. Verily, all is Brahman.”

Bu Öz ki bütün işlere hayat veren, bütün arzulara, bütün kokulara, bütün tadlara; O ki evrene yayılmış olan, kelimelerin ötesinde, her zaman kalbimde olan, aslında o Brahman’dır. Egom öldüğü zaman ona erişeceğim.
“This Self who gives rise to all works, all desires, all odors, all tastes, who pervades the universe, who is beyond words, who is joy abiding, who is ever present in my heart, is Brahman indeed. To him I shall attain when my ego dies.”

Bütün yaratıklar en sonunda saf Oluş’la birleştikleri zaman ayrılıktan kurtulurlar.
“So do all creatures lose their separateness when they merge at last into pure Being.”
(Tasavvuftaki ayrılık kavramını hatırla).

Öz üzerine meditasyon yapanlar ve Öz’ü gerçekleştirenler Öz’ü heryerde görürler. Böyle birisi özgürce yaşar ve nereye gitse evinde gibidir. Ama sonlu şeylerin peşine takılanlar Öz’ü göremezler ve esaret içinde yaşarlar.
“One who meditates upon the Slef and realizes the Self sees the Self everywhere, and rejoices in the Self. Such a one lives in freedom and is at home wherever he goes. But those who pursue the finite are blind to the Self and live in bondage.”

Bilgeler aradıklarına sonunda kavuştular. Hayat hakkında artık başka soru sormalarına gerek kalmadı.Benlikçiliğin sönüşü ile huzura erdiler. Etraftaki herşeyde Sevgi Tanrı’sını görüp, etraftaki herşeyde Sevgi Tanrı’sına hizmet edip, onunla sonsuza dek birleştiler.
“What sages sought they have found at last. No more questions have they to ask of life. With self-will extinguished, they are at peace. Seeing the Lord of Love in all around, serving the Lord of Love in all around, they are united with him forever.”

Aradıkları şey ve döndükleri şey, Brahman’dır.
“For which they search and to which they return. That is Brahman.”

Kaynaklar:

(1) Cemil Meriç, Bütün Eserleri 1, Jurnal Cilt 1 1955-65, İletişim Yayınları, ISBN 978-975-470-288-0

Eknath Easwaran, The Upanishads, Nilgiri Press, ISBN 978-1-58638-021-4

// Gökhan Koçak
// 8 Nisan 2010

Reklamlar
Bu yazı Felsefe içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.