Doğayla Uyum İçinde Bir Bilim Anlayışı

Sonunda anlamaya başladılar. Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlermelerin bir kısmı doğaya zarar veriyor, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz. Doğaya bilim ve teknoloji yoluyla hükmetmek yerine, bilimi ve teknolojiyi doğayla uyum içinde yaşamak için kullanmak. Bu batı dünyasında radikal bir dönüşüm gerektirir, bakalım bu dönüşümü gerçekleştirebilecekler mi. Uzun zamandır insanoğlu, doğaya karşı tanrı rolünü oynuyordu, bilim ve teknolojiyle doğaya hükmetmek ve ona yön vermek şeklindeki anlayış egemendi. Bu anlayışın yerine doğayla uyumu esas alan bir bilim anlayışı getirmek. Gayet güzel olur. Umarım gerçekleşir bir gün.

Eski Türkler, göklerle yerin uyumunu sağlamak için evlerini (ya da çadırlarını) yıldızları örnek alarak yerleştirmişler. Gökyüzündeki yıldızlar gibi, sağa sola serpiştirilmiş evler (çadırlar). Demirkazığın yeryüzündeki temsilcisi de hakanın otağı. Alev Alatlı anlatmıştı eski Türkler’in doğayla uyum içindeki şehirleşme (veya yerleşme) anlayışını.

MIT Media Labs direktörü Joichi Ito şöyle demiş:

One hundred years from now, the role of science and technology will be about becoming part of nature rather than trying to control it.

So much of science and technology has been about pursuing efficiency, scale and “exponential growth” at the expense of our environment and our resources. We have rewarded those who invent technologies that control our triumph over nature in some way. This is clearly not sustainable.

We must understand that we live in a complex system where everything is interrelated and interdependent and that everything we design impacts a larger system.

My dream is that 100 years from now, we will be learning from nature, integrating with nature and using science and technology to bring nature into our lives to make human beings and our artifacts not only zero impact but a positive impact to the natural system that we live in.

Kaynak:

Joi Ito’s Near-Perfect Explanation of the Next 100 Years:

http://www.technologyreview.com/blog/mimssbits/27846/

Reklamlar
Bu yazı Bilim, Felsefe, Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s