Türk Ordusu Savaşamazmış, muş, miş…

Türk Ordusu neden savaşsın?

Türk Ordusu kiminle savaşsın?

Paşaların bir kısmı hapiste veya emekli edilmiş. Ordunun üst komuta kademesi dağıtıldığından Türk Ordusu savaşamazmış. Suriye’nin şu kadar tankı varmış, SSCB’den aldığı şu kadar füze varmış, mış, miş, muş…

Yukarıdaki yorumlar, Türk Ordusu kiminle savaşsın sorusuna da yanıt veriyor: Türk Ordusu Suriye ile savaşsın, diyorlar.

Peki Türk Ordusu neden savaşsın?

Savaşmak için haklı bir gerekçe yoksa, bir süre sonra hem ordu hem de millet neden savaşıyor olduklarını sorgulamaya başlarlar. Ordunun da milletin de inanmadığı bir savaş gerekçesi, savaşın devamına ve kazanılmasına engel olur.

Savaş çıkarmak istiyorsanız hem orduyu hem de milleti peşinden koşturacak bir hedef belirleyip kitleleri inandırmalısınız önce.

Savaşmak için hiçbir nedeni olmayan bir ordu ve millet, yenilmeye mahkumdur.

Türk Ordusu savaşamaz diyenlerin amacı da bu mu acaba? Ne ordunun ne de milletin inanmadığı bir amaç için bizi savaşa sokup hezimete mi uğratmak istiyorlar?

Türk Ordusu savaşamaz diyenlerin gözden kaçırdığı gerçeklerden biri de Türklerin asker millet oluşu ve tarih boyunca hep askeri şekilde örgütlenmiş olmalarıdır. Bazıları bu tip organizasyonları çağdışı ve ilkel bulur. Ama bu yöntem 2000 yıldır Türklerin yeryüzünde ayakta kalmalarını sağlamıştır. Türkler hala yeryüzünde ayaktalar, kimse onları yok edemedi. Kurdukları sistemi beğenmeyebilirsiniz ama bu sistem Türklerin yaşamasını sağlamıştır. O yüzden kendini ispat etmiş bir sistemdir. Neticede Türkler yeryüzünde yaşamaya hem de kendi kurdukları devletlerin çatısı altında yaşamaya devam ediyorlar. Sistemleri o kadar ilkel olsaydı, şimdiye kadar Türklerin doğal seleksiyona uğrayıp elenmeleri gerekirdi. Türkler yaşadıkları çağa ayak uydurabildikleri için hayatta kalmayı başarmışlardır. Ama o eski, askeri organizasyonlarını da devam ettirmişlerdir.

Türklerin askeri organizasyonu militarist kelimesiyle nitelendirilebilecek bir şey değildir. Bu tür nitelendirmeler gerçek dışıdır, kullananların bir şey biliyormuş havası vererek okuyucularını etkilemek için kullandıkları ve Türklerin organizasyonunu nitelemek için uygun olmayan bir sıfattır.

Savaş tamamen kaotik bir durumdur. Gazetelerde yapıldığı gibi Türkiye’nin şu kadar tankı var, Suriye’nin bu kadar; Türkiye’nin şu kadar uçağı var, Suriye’nin bu kadar diye liste yaparak nicel bir karşılaştırma yoluyla savaşın galibini bulmaya çalışmak saçmalıktır.

Kaotik durumlarda çok küçük bir değişiklik, sistemin durumunda aşırı büyük bir değişikliğe neden olabilir. Doğrusal düşünmeye alışmış zihinler, doğrusal orantı kullanarak hüküm vermeye çalışırlarsa kaotik (doğrusal olmayan) sistemleri değerlendirmekte başarısız olurlar. Savaş doğrusal bir sistem değildir, doğrusal olmayan bir sistemdir. Hedefini bulmayan bir tüfek mermisi bile bütün savaşın kaderini belirleyebilecek bir etki yaratabilir; Kelebek Etkisi.

Savaşın galibiyetinde önemli rol oynayanlar savaş tarihçileri tarafından gün ışığına çıkarılır. Ama savaşın kaderini değiştiren eylemi kimin yaptığını bulmak neredeyse imkansızdır. Bir piyadenin tüfeğinden çıkan tek bir kurşunun hedefini bulması ya da ıskalaması; bir komutanın taarruz emrini vermek için 5 saniye daha fazla beklemiş olması, ya da önce davranması; patlamayan bir bomba; seken bir kurşun; komutanın sol göğüs cebindeki saate isabet eden bir şarapnel parçası. Kelebek Etkisi.

Savaş gibi tamamen kaotik sistemleri nasıl inceleyeceğimizi henüz bilmiyoruz. Bu konuda bilimsel çalışmalar yapılıyor olsa da henüz emekleme aşamasında bile değil. Savaş, mevcut bilgilerimizle çözümleyebileceğimizden çok daha karmaşık bir sistem.

Savaş kaotik bir sistemdir.

Türkler iyi savaşçıdırlar.

Demekki Türkler kaosu anlama ve onu yönetme yeteneğine sahiptirler.

Bu çok iddialı bir çıkarsama oldu, farkındayım. Ama üzerinde düşünmeye değer. Türkler iyi savaşçıysa ve savaş da kaotikse, bu Türkler nasıl oluyor da bu kaotik sistemi başarıyla yönetip savaşı kendi leyhlerine sonuçlandırabiliyorlar? Türklerde bugüne kadar farkında olmadıkları, adı konmamış bir yetenek mi mevcut? Sanırım öyle. Kaos Türkün dostu, Türkler kaosun piri.

Türklerin savaş başarısını dinle açıklamak da yetersiz bir açıklama olur. İslam’dan önce de İslam’dan sonra da Türkler iyi savaşçıydılar. Türklerin din değiştirmeleri onların savaşçılığına etki etti mi çok emin değilim. Öbür dünyada cennet vaadi, ölüm korkusunu yenip daha iyi savaşmalarına neden olmuş olabilir.

Türk Ordusu savaşamaz tezinin asıl amacı psikolojik savaş yoluyla orduyu ve milleti yıpratmaktır. Bu tür faaliyetlere karşı durmak için istihbarat teşkilatının milleti aydınlatması ve bilgilendirmesi gerekmektedir. Maalesef istihbarata karşı koyma faaliyetleri yetersiz kalıyor. Millet, düşmanın profesyonel yöntemlerine karşı koyacak zihni teçhizattan yoksun bırakılmış durumda. Devlet kurumları istihbarata karşı koyma görevlerini yerine getiremiyorlar, görevlerinde başarısız oldular. Meydan yabancı istihbarat teşkilatlarının angaje ettiği elemanlara kaldı. Onlar da kendilerine öğretildiği ve yazılıp verildiği şekilde psikolojik savaşa devam ediyorlar. Millet sahipsiz. İstihbarata karşı koyma konusunda devlet millete yardımcı olamıyor, bu görevini yerine getiremiyor.

Sonunda varılan nokta da şu: Gazatelerde boy boy psikolojik savaş silahları: makaleler. Türk Ordusu savaşamazmış, muş, müş…

Türk Ordusu 2000 yıllık (bazılarına göre 5000 yıllık) tarihinde çok zor durumlara da düşmüştür, savaş da kaybetmiştir. Ama yok edilememiştir, hala ayaktadır.

Çeşme’de Ruslar donanmamızı yakmışlardı. Yıl 1770. 3 yıl sonra Cezayirli Gazi Hasan Paşa bir okul kurdu. O okuldan hala deniz kuvvetlerine subay yetiştirilir. Deniz Harp Okulu’nun atasıdır o okul. Donanmamızı kaybetmişiz, o zamanki deniz kuvvetleri komutanı kaçıp gitmiş, ama hem donanma inşa etmeye başlamışız hem de deniz kuvvetlerine asker yetiştirecek bir okul kurmuşuz. Düşmüşüz ama kalkmayı da bilmişiz. Önemli olan da bu zaten. Kim düşmemiş ki?

Düştükten sonra kalkmasını biliriz:

Balkan savaşları bizim için tam bir bozgun olmuştur. Askerlerimiz trenlere binip kaçmak için birbirlerini vagonlardan atmışlardır. Tam bir bozgun.

Yıllar sonra Çanakkale Zaferi. Bu savaşla yıldızı iyice parlayan büyük komutan: Mustafa Kemal. Cebindeki saati parçalayıp O’nu sağ bırakan şarapnel parçası. Kelebek etkisini gördünüz mü?

Bir de üstüne Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zafer ve yurdun işgalcilerden temizlenmesi.

Balkan savaşlarında düşmüştük ama Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda kalkmasını bildik. Önemli olan da budur zaten. Düşmemek değil, düştükten sonra kalkmasını bilmek. Türk Ordusu ve Türk Milleti bunu gayet güzel becerir.

Psikolojik Savaşa Karşı Koyalım.

Külyutmaz olalım, önümüze gelen her haberi gerçek sanmayalım, araştıralım.

Mantık öğrenelim. Safsata yaparak bizi yönlendirmeye çalışanların sakat mantık yürüttüklerini görelim, gösterelim.

Doğru düşünmeyi öğrenmeyen safsata yapanların maskarası olur.

Reklamlar
Bu yazı Savaş içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s